Gazze’de savaş bitecek mi?

Başlıktaki sorunun cevabı basit, böyle bir ihtimal var ve Salı gününden beri bu ihtimal üzerine pazarlık sürüyor.

Katar’da süren müzakerelerde Salı gününden beri savaşı bitirecek bir seçenek, Mossad Şefi David Barnea, Mısır İstihbarat Şefi Tümgeneral Abbas Kamel ve CIA Direktörü William Burns’un da katıldığı toplantılarda ele alındı.

Pazarlık masasında konuşulan çeşitli kategoriler var.

Bunlar, Gazze’de tutulan 5 kadın asker, yaşlı erkekler, erkek yedek askerler, orduda halen görev yapan askerler ve dünden beri konuştuğumuz hayatını kaybetmiş rehinelerin cesetleri olarak ele alınıyor.

Kadın ve çocuk takası sürecin en basit olan kısmıydı. Onbaşı Gilad Şalit’in serbest kaldığı 2011 yılından beri biliyoruz ki İsrail tek bir askeri için binden fazla Filistinli mahkûmu serbest bırakabiliyor.

Bu noktada Hamas tüm Filistinli mahkumların serbest kalması ve kalıcı ateşkes isterken, İsrail kalıcı ateşkesi kabul etmiyor, kalan seçeneklerin pazarlığı sürüyor. ABD, meseleye öncelikle 8 vatandaşını Gazze’den çıkarma mücadelesi olarak bakıyor.

Pazarlıkların ne noktada olduğunu henüz bilmiyoruz ama bazı ipuçlarını iyi değerlendirmek gerekiyor.

İsrail Kabinesi, ilk ateşkesi 10 günü geçmemek şartıyla kabul etmişti, ateşkesin uzaması ya da süresiz hale gelmesi için yeni bir Bakanlar Kurulu kararı gerekiyor. Dolayısıyla İsrail’de savaş kabinesi değil, tüm kabinenin yapacağı toplantılara bakmamız lazım.

Barışın önündeki en büyük engel Netanyahu’nun durumu. Netanyahu savaş bittikten sonra tarihin çöplüğüne atılacağını ve koltuğunu kaybedeceğini çok iyi biliyor, bu yüzden de savaşı uzatmaya çalışıyor.

Dünyanın dengesi yine bir acımasızın kaderine bağlandı. Tıpkı Hitler zamanında olduğu gibi…

Hastaneler bitti sıra okullara geldi…

İsrail’in Gazze’de vurduğu, işgal ettiği hastanelerden sonra belli ki sıra okullara geldi.

Dünden beri İsrail medyasında yeni hedefin okullar olduğunu gösteren iddialar yayımlanıyor.

Kanal 13 muhabirlerinden biri, sosyal medya hesabında serbest bırakılan rehinelerden birisiyle konuştuğunu ve rehinenin tutsaklık sürecinde Birleşmiş Milletler’e bağlı UNRWA öğretmeni tarafından tavan arasında tutulduğu iddiasını ortaya attı.

Bu iddianın ardından İsrail medyası geçen ay başlarında yayımlanan bir raporu gündeme getirdi.

Kimin hazırladığı belli olmayan o rapora göre, Nablus’taki UNRWA okuldaki bir öğrenci Hamas’a destek veren bir sosyal medya paylaşımı yapmış, 100’den fazla Hamas militanı UNRWA okullarından mezun olmuştu.

Tüm bunları alt alta yazınca İsrail’in insanlığın oluşturduğu savaş kurallarından birini daha yok sayacağını ve hastanelerden sonra okulları hedef alacağını söyleyebiliriz.

Fransa konuştu, Türkiye yaptı…

Bu Eylül’de Fransa’da bir öğrenci akran zorbalığı yüzünden intihar etti.

Tüm Fransız medyası konunun üzerine gitti, görüldü ki bu çok yaygın bir sorun, alınacak önlemler için uzun bir liste hazırlandı.

Akran zorbalığı Türkiye’de de büyük bir problem.

Özel okullarda tahminen devlet okullarından daha fazla yaşanıyor ama markayı korumak adına her yerde sümen altı edilen bir sorun bu.

Millî Eğitim Bakanlığı, 6,7 ve 8. sınıflarda akran zorbalığını müfredata aldı. Buna okul dışından gelen siber zorbalık riskini de ekledi.

Elbette başka yapılması gerekenler de var ama ilk adım yerinde saymaktan daha iyidir her zaman.

Burada bir başka noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum.

Eğitim haberi deyince çoğumuzun aklına okulların açıldığı gün yaşanan trafik problemi ve özel okulların ücret artışı, kayıt sırasında istenen paralar geliyor. Bunlar eğitim haberi değiller aslında.

Şubat 2022’de, üniversite sınavlarında baraj kaldırılınca “Bir nüfus kâğıdı alana bir üniversite diploması bedava” diye yazmıştım.

Okula kaydoluyor, sınıfta kalmadan lise diplomasını alıp, barajı olmayan sınavla üniversiteye kapağı atıp mezun veriyorduk.

Daha Şubat 2024’e gelmeden bu düzen değişti.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, önce lisede sınıf tekrarını getirdi. Artık öğrenen ile öğrenmeyen arasında bir fark olacak.

Okula giden her çocuğun matematik ya da kimya dehası olmasını beklemek hata olur.

Buna karşın okula giden her çocuğun Türkçeyi iyi kullanmasını beklemek en doğal hakkımız olmalı.

Bugüne kadar Türkçe herhangi bir ders konumundaydı şimdi bu düzen de değişti, sınıf geçmek için Türkçe notunun 70 olmasına karar verildi.

En modern okul binasını yapın, sınıflara en akıllı tahtayı koyun fark etmez, eğitimde ana unsur öğretmendir.

Dünyanın en iyisi Finlandiya’da öğretmen olmak zor, 5 yıllık eğitim fakültesini bitirmek yetmiyor, kariyer boyu meslek içi eğitim devam ediyor.

Bakan Tekin, Öğretmen Odası Buluşmaları yapıyor, öğretmen eğitimi ve meslek içi eğitimde ciddi bir reform vaat ediyor.

Türkiye’de eğitim ve öğretim alanında ciddi adımlar atılıyor ama hepsi, hepimizin geleceğini alakadar eden bu adımlar, TikTok’taki et ticareti kadar haber olmuyor, konuşulmuyor.

Bu işte bir yanlışlık var, hem de büyük bir yanlışlık…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir